12/6/2007 - Ellerinin Artığıyım...
Ellerinin Artığıyım...
Kalbim… Yeminler olsun ki susmadı senden sonra Düşerken şehirler devrimlerin kucağına Ki bombalar ihtilali müjdelerken Adın marş olurdu İçimin ordularında..
Kalbim.. Yeni doğan bir çocuğun gülüşü
Semazenler dönüyor Dünya dönüyor Yörüngeme giren ellerin nerede...
mehmed asım
01/09/06 istanbul
|
|
Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
11/6/2007 - Yorulmak ve Kanamak
Yorulmak ve Kanamak
hüzün yüzümde ayna belki de bu yüzden yağmurların yağması bu çocukluk bu gitmeler bu yalnızlık
hiçbir şeyimsin diyen insanların, her şeyi olduğunu hatırlayan, bir kadının elleriydi belki de hüzün
bir tutam kalmak ve alabildiğine gitmekten öte, hiçbir şey yoktu teraziyi dengeleyen
çocukların kapı zillerine basıp da kaçmaları kadar, kolay olmuyordu uzaklaşmak ki aslında çocuk değildik sevişmelerde uyandık ve kandırıldık
öyleyse sen söyle usta bu yağmurlar bir yüreği bile ıslatabiliyorsa ve çözülmüyorsa dili haykırışların, hasret bunun neresinde..?
belki bir sazın tellerinde kaybettik masumiyeti belki de susturulduk kavuşmalarda bile deniz gençliğindeki gibi mavi değilse bu ne denizin suçu ne de martıların..
kalbim.!../..affet bütün sevdalarımı yoruldum ve kanıyorum..
pelin onay
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
11/6/2007 - beni kucakla izmir...
beni kucakla izmir
beni kucakla izmir bugün çocukluğum balonlar kadar renkli değil kurşunu olmayan silahlarla, intihar provaları yapıyorum ve sancılarını çekiyorum, ertelenen sevgilerin..
bir babanın kızım tadında kokan, iyi geceler öpücüğü düşüyor fotoğraflardan saçlarımın dağınıklığını rüzgardan biliyorum, inkar ediyor sebebi olmadığım acıların, katili de değilim boşuna arıyorsunuz hüznümün sahibini kendimden başka kimseye, borçlu değilim..
beni kucakla izmir bugün ellerim beş yaş yumukluğunda değil türkülerin saflığından utanıyor gözlerim türküler susturuyor beni bugün küçük bir çocuğun yardım çığlıklarını işitiyorum dua eden ellerine hüzünden başka bir şey bırakamamak, acıtıyor içimi hüzün bir çocuğun acısını dindirebilir mi..?
beni kucakla izmir bugün kahkahalarım bildiğin yerde değil gitmez dediğin kaptan da terk etti gemiyi korunaklı seyir defterleri sular altında kızlığından sıyrılmış bir kadının, gölgesi vuruyor sulara kadının gözleri su yeşili kadının gözleri ıslak kadının gözleri uzaklarda..
beni kucakla izmir bugün sabır taşım iyi yontulmuş değil ağızdan çıkan her söz yaralıyor küçüklüğümü buruk gülümsemelere ev sahipliği uzun sürdü hasretle çalan telefonun sesi bir anlık sevdam, kilometrelere zincirlenmiş bir isyan kalbim, bu isyanda sıkışan küçük bir kuş nerdesin diyebilmek bile zorlaşıyor gecelerde seni seviyorum’lu bütün şarkılar eksik yazılmış eksik yazılmış özlemin adresi rehberlerde yolunu kaybeden yolcular, kuytu köşelerde sızma endişesinde sarhoşluğu hiç bu kadar sevmemiştim hiç bu kadar korkmamıştım yalnız uyumaktan..
beni kucakla izmir bugün gitmeler bana göre değil bu gitmeler kadınlığımın harcı değil ellerimde küçülüyor kavuşmalar kavgaların en kanlısı gözlerde yaşanıyor intihar mektuplarına rastlıyorum karanlık sokaklarda en berbat ayrılıklar gece en berbat yalanlar geceleri söyleniyor seviştiğim ve sevdiğim adam, geceleri bensiz uyuyor..
beni kucakla izmir bugün sarhoşluğum çekilir gibi değil dibini gördüğüm şişelerde başlıyor yalnızlığım yirmi dört ayar değerinde değil sevinçlerim kime satsan almaz zenginliğim yüreğimden öte değil..
beni kucakla izmir bugün düşlerim ulaşılır cinsten değil bozukluk sevişmelerimin hepsini, tek kollu dilenciye verdim dilenci şaşkın ben şaşkın gece şaşkın nasıl oluyor da anlatamıyorum garipliğimi kustuğum şiirlerde, konuştuğum ama duyamadığım bütün insanlarda aynı nakarat aynı melodi tekrarlanan şarkılarımın öksüzlüğüne isim koyamıyorum..
beni kucakla izmir bugün şiirlerim sahibine yakın değil özlediğim adam, gecenin öteki yüzünde özlediğim adam, yatağında uykusuz özlediğim adam, ne çok sevildiğinden habersiz
beni kucakla izmir beni kucakla izmir..!
bugün özlemim bugün suskunluğum bugün çaresizliğim bildiğin gibi değil...
pelim onay
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
6/6/2007 - bitti diyorsun.......
Bitti Diyorsun...
( aşk'ları suskunluklar vurur)
bitti diyorsun kocaman bir hava boşluğu oluşuyor yüreğimde birden üşüyorum çok üşüyorum garip bir dengesizlik../..yön devinimi otomatik bir yüreğim yok ki, o girsin devreye ve kurtarsın beni
ne garip değil mi..? şimdiki zamanı yaşayıp, gelecek zamanı düşünürken, birdenbire geçmiş zaman kipinde takılı kalmak ve dalıp gitmek garip bir bilinmezliğe hemde çok garip türk dili edebiyatı şeklinde yaşanıyor aşklar türk dil kurumuna kendini beğendirmek ister gibi
bitti diyorsun kırılıyor düşler birer birer ortalık düş kırıklığı sitesi ortalık yangın yeri nasıl toplarsın diye sorsam.. hayır../..cevaplama konuşmama hakkına sahipsin söylediklerini aleyhine delil olarak kullanabilirim istersen bir avukat tut diyeceğim ama bir avukat bile temizleyemez, çıkardığın yangının küllerini
susuyorum susmak ağır gelsede bu kadar kolay işte kocaman bir yaşanmışlığı, sokaktan geçen eskiciye verir gibi, arkanı dönüp de gitmek üstüne kaç para aldın, yetti mi bir akşamlık otuzbeşliğine..?
bitti diyorsun vuruyor bütün dalgalar yüreğime vuruyor umarsızlığın bütün bedenime şarkılar söylüyorum hiç durmadan şarkılar söylüyorum bir kalemde silebilenlere
bitti diyorsun bu kadar kolay söylüyorsun cinsiyetsiz bir sevda bırakıyorsun şehir çöplüğüne
bitti diyorsun tek bir kelimeyle kan döküyorsun..
pelin onay
bu şiir beni tek kelimeyle kan dökerek yaralıyor...
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
6/6/2007 - Aklı Vurdum Issızlıklara...
Aklı Vurdum Issızlıklara...
Ölmek vardı dedim birden Saat gece ikiyi bilmem kaç geçiyordu...
Esrik bir düş uğradı gözlerimin kıyısına “ yaşamak “ dedi...
titreyen ellerime otağ kurmuştu kırık bir kalem ve şiirim haykırdı dudaklarımın suskunluklarına inat “ gülmek “ dedi...
yol-yordam bilmez kelimeler düğümlendi boğazıma ölmek dedim ...ölmek sevda adına ölmek kutlu yolda ölmek...
ve bir ses dokundu kulaklarıma uzaklardan “ sus “ dedi... “ dinle “ dedi... “ zaman “ dedi... “ kavuşmak “ dedi...
üç ucu yanık mektuplar yazdım tek taraflı düşlemeler sığdırıp beyazlığına aklı vurdum ıssızlıklara hayra yoruldu sayıklamalarım...
ve “ yanmak “ dedim... delice... harlayıp bütün yangınları en baştan isyan dokuyup siyah beyaz hatıralara ant içerek...
ve “ ölmek “ dedim birden... gece saat ikiyi bilmem kaç geçiyordu...
ve sustum...
03.06.2007 – Kartal
ikiyibilmemkaçgeçe
İmdat Özcan
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|
Hakkımda
yedi yaşında ki düşlerimle yağmurlara yürüyorum...
Kategoriler
Arkadaşlarım
|